OHAL ya da KHK mağduru bir yakınım ya da tanıdığım hiç olmadı. O yüzden nasıl bir durum olduğu konusunda tam olarak empati yapabilmem mümkün değil. Ama son 4-5 yılda bunlarla ilgili medyada çok fazla yazı okuduk, haber duyduk. Mesela sadece falanca bankaya para yatırmış ya da daha uygun diye kredi kullanmış bazı insanların mağduriyetleri ile ilgili olarak pek çok şey duyduk.
Mağduriyetten kasıt bu ve buna benzer şeylerse bence sıkıntı yok.
Kayyum işi biraz sıkıntılı bir durum. Öncelikle seçime girecek bütün adayların (belediye başkanı, millet vekili, meclis üyesi vb) sabıka kayıtları ile ilgili olarak ciddi çalışma yapılmalı, uygun olmayanlar veto edilmeli. Oldu da seçildikten sonra bir takım yanlışların içine giriyorlarsa derhal haklarında soruşturma açılmalı, mahkemeye sevk edilmeli ve süreç uzatılmadan davalar sonuçlandırılmalıdır. Davalar makul sürelerde sonuçlandırılmalı, yıllarca sürmemeli, süreç içerisinde gerçekten zaruri bir durum varsa kayyum demokratik koşullar çevresinde uygulanabilir olmalıdır.
Yerel yönetimlerin yetkilerini artırmak konusu da ciddi anlamda tehlikeler içeriyor. Bunların ne olduğu çok net olarak anlatılmalı, ucu açık bir nokta kalmamalıdır. Aksi takdirde niyeti üzüm yemek değil de bağcıyı dövmek olan yönetimler ülkemizin başına hiç istenmeyen sorunlar açabilir.
Şu, siyasi partilere verilen hazine yardımı konusu da oldum olası beni hasta eder. Vermeyin kardeşim, vermeyin hiçbirine yardım, mardım. Kendi yağları ile kavrulsunlar. Yardım edecekse sevdalısı olan vatandaş yardım etsin.
Benim ülkemde köprü de yapılsın, yol da yapılsın, havaalanı da yapılsın, hastane de yapılsın. Hem de en iyileri yapılsın. Ama bunlar yapılırken birileri ekstradan zengin olmasın. Kimseye geçiş garantisi ya da hasta garanti parası verilmesin. Eskiden olduğu gibi yap-işlet-devret olsun. Hem yap, hem işlet, hem de yaparken benden teşvik al, kredi al, üstüne bir de sana garanti verip vatandaşımın parasını sokağa atmayayım. Kapiş?
Kimse kimsenin inancına, ibadetine, yaşam tarzına, tercihlerine karışmasın. İmam camide, papaz kilisede siyaset yapmasın.
Bütün ihaleler açık, şeffaf, sorgulanabilir ve tartışılabilir olsun. Görevden alınan ya da görevi bırakan kamu yöneticilerinin neden görevden alındıkları ile ilgili şeffaf paylaşımlar olsun. Hata ya da yanlış yaptılarsa, yargılanmaları gerekiyorsa yargılanabilsinler. Yapanın yanına kar kalıyor algısı vatandaşın kafasından çıkarılsın.
Ulusal basında İhanet ve Sevr dayatması olarak yer alan Avrupa Birliği Uyum Yasaları çerçevesinde TBMM gündemine getirilen İkiz Yasalar diye tabir edilen ve 2003 yılında yasalaşan kanun derhal iptal edilsin.
(Tıklayıp Bakınız İkiz Yasalar Nedir? Cumhuriyet Gazetesi tıkla - Milli Gazete tıkla )
Yerli tohumla üretim teşvik edilmeli, tarım ve hayvancılık devlet kontrolü ile ayağa kaldırılmalıdır. Üreticiye vergisiz yakıt, gübre ve ilaç sağlanmalı tarım, et ve süt üretim maliyetleri düşürülüp halkın gıda enflasyonu minimize edilmeli. Özellikle tarım ve hayvancılığı olumsuz etkileyecek ithalata düzenleme getirilmeli.
Bana sorarsanız bütün tarikat ve cemaatler kapatılmalı. Ama bu ülkede bunun çok zor olduğunu biliyorum. En azından çok sıkı bir şekilde denetlenmeli, ticaret ve siyaset yaparak abuk- sabuk yapılar oluşturmaları engellenmelidir.
Seçime girecek bütün adaylar ciddi bir eğitim sahibi olmalı, en az bir yabancı dile iyi derecede hakim olmalı, mümkünse sanat ve spor geçmişleri olmalı. Aday olmadan önce KPSS’ye benzer bir sınava girmeli ve geçer not almalı.
Daha çok yazarım, anlatırım. Çünkü bu ülkenin sorunları iki sayfada dertleşecek düzeyden çok daha fazla. Ama okumazsınız ve yorar.
Altı değişik partinin bir araya gelip pek çok konuda mutabakat sağlaması gerçekten çok zor bir durum. Çünkü her parti genel olarak farklı bir kesime hitap ediyor ve hepsinin de kırmızı çizgisi diyebileceğimiz noktaları var. O yüzden zor.
Kendisine oy vermeyenleri ötekileştirmeyecek, kendisi ile aynı düşünce yapısında olmayanları düşman ilan etmeyecek, bu ülkeyi gerçek demokrasi ve hukuk kuralları çerçevesinde yönetecek, ülkenin vatandaşlarının refah seviyesini arttıracak, ülkeyi modern ülkeler seviyesine ulaştırıp diğer ülkelerin gıpta edeceği bir ülke haline getirecek, dünyada ekonomi, bilim, sanat ve sporda en üst seviyelerde yarışmacı hale getirebilecek yeni yüzler görmek dileğiyle.
Afiyet olsun.
Ümit ATİLLA
31.01.2023