“Şiddet, yetersiz kimsenin son barınağıdır.” der . Isaac Asimov

Son yıllarda şiddet ve şiddete yönelik tepkilerin daha çok belirgin olması nedeniyle şiddet olgusunun nedenleri ve çeşitleri merak edilir hale gelmektedir. Çocukluktan ergenliğe ve gençlikten yaşlılığa kadar her yaşta var olan şiddet durumunun ne olduğu ve nedenleri ile neye bağlı olduğu merak konusu olsa da, sebeplerini tahmin etmek çok zor olmasa gerek.

Şiddet, hayattaki tüm teknolojik gelişmelerin ve eğitim oranının toplumlar arasında artmasına rağmen, hala tükenmeyen ve temelinde birçok neden olan istenmeyen davranış şekilleri olmaktadır.

Şiddet temelinde, güç veya baskı uygulamak suretiyle diğer bir insana bedensel veya ruhsal boyutta zarar vermeye neden olan davranışların tümü olarak belirlenmektedir. Şiddet fiziksel veya ruhsal olarak başkalarına veya topluma zarar veren durumlar olmaktadır.

“Kelimelerini yükselt, sesini değil; Yağmurdur çiçekleri büyüten, gök gürültüsü değil.” Hz. Mevlana.

Şiddet olgusunun bireysel veya toplumsal birçok nedene dayalı ortaya çıktığı bilinmektedir. Şiddet duygusunun temelinde yatan birçok psikolojik sorun olduğu, şiddete meyilli insanların genellikle suça eğilimli kişiler olduğu uzmanlar tarafından yapılan araştırmalarda belirlenmektedir. Şiddet, sadece bedensel yani fiziki boyutta olmakla kalmayıp daha ağır sonuçlara neden olmaktadır.

Psikolojik şiddet ise karşıdaki kişinin ruhsal durumunu bozmaya yönelik yapılan davranışlar olarak kabul edilmektedir.

Şiddet uygulama eğilimi genellikle sevgisiz büyüyen kendi öz saygısını kazanamamış bireylerde veya ruhsal algılama bozukluğu olan kişilerde yaygın görülmektedir. İstediklerini yaptırmak için uygulanan şiddet zamanla alışkanlığa dönüşerek karşı tarafı fiziki ve içsel olarak etkisiz bırakmaya neden olmaktadır. Şiddet bazı toplumlar tarafından normal kabul edildiği için tepkisiz kalınmakta ve bu nedenle şiddet eğilimi artmaktadır.

Gelişen toplumlarda eğitim durumunun artması kent hayatında ilerleme ve insan ilişkilerinde daha da sosyal olmak gibi toplumsal değişikliklerin şiddeti ortadan kaldırması beklenmektedir. Buna rağmen yapılan araştırmalarda şiddet oranının daha çok eğitimli ve toplum tarafından saygı duyulan kesimler arasında daha da normalleştiği görülmektedir. Özellikle psikolojik şiddete maruz kalmak gelişmiş toplumlarda daha çok görülmektedir.

Şiddet eğilimi yaşanılan toplumun özelliklerine bağlı olmasının yanında daha çok bireysel ve psikolojik nedenlere bağlı olmaktadır. Bireyin çocukluk evresinde ebeveynlerinden yeterli ilgi ve sevgiyi alamamasından kaynaklandığı gibi ergenlik döneminde yaşadığı olumsuz olaylar sonucunda da şiddete meyilli olmasına bağlanmaktadır.

Şiddet birçok nedenden ortaya çıkmasının yanında yetiştirilmek tarzına, eğitime, sosyal çevreye, maddi zorluklara bağlı nedenler arasında sayılmaktadır.

Şiddet eğilimini arttıran sebepler kısaca bu şekilde anlatılabilir. Ancak ister eğitimli olsun ister eğitimsiz olsun, sonuçta biz insandan bahsediyoruz. İnsani değerler diyoruz. Ve hiçbir gerekçe, şiddeti masumlaştırmaz ve savunma aracı olarak kullanılamaz. Bunu kabullenmek mümkün değil. Yani şimdi, okul koridorunda bir öğretmenin, ringe çıkan bir boksör gibi, bir öğrenciye vurmasını nasıl bir mantık ve ya gerekçe ile anlatabilirsiniz.

Bir sokakta, ya da bir parkta kendi halinde oyun oynayan bir çocuğu, öldüresiye hırpalayan ve kafatasını ısıran bir pitbull köpeğinin sahibine, buna neden olduğu ve önlem almadığı için bir çocuğun sakat kalmasına sebep olması durumunda, bu kişiye ne demeli?

Trafikte makas atarak giden bir sürücünün, her an kaza yapabilme olasılığını, anlayamamasına ne demeli. Kadına şiddet, çocuğa şiddet, çalışana şiddet kısacası anlatılması zor olan, bu tür olaylara toplum olarak üzülüyor ve bir an önce bu tür haberlerin artık bitmesini istiyoruz.

Maneviyat, inanç ve insani özellikleri ile, örf, adet ve geleneklerine bağlı bir toplum olduğumuz yüzyıllardır tüm dünyaya kanıtlanmıştır. Tarihi geçmişimizde, atalarımız dünya da yaşam felsefesi ve insani değerleri ön plana çıkarması ile ün salmıştır.

“Ey gönül…! sen sen ol kimsenin gönlünü yıkma. Dikenin ucuna çık da, edep çizgisinden çıkma..! “  Mevlana.

Güven GÜNSAN