Avrupa şu anda eş zamanlı bir gaz ve elektrik kriziyle karşı karşıya. Artan gaz maliyetlerinin elektrik fiyatlarını yukarı çekmesinin etkisiyle bu daha iyi anlaşılmaktadır. Daha az dikkat çeken diğer nokta, gaz fiyatlarında yeni ani artışa neden olan, hızla ivmelenmekte olan elektrik krizidir.

Avrupa şu anda eş zamanlı bir gaz ve elektrik kriziyle karşı karşıya. Artan gaz maliyetlerinin elektrik fiyatlarını yukarı çekmesinin etkisiyle bu daha iyi anlaşılmaktadır. Daha az dikkat çeken diğer nokta, gaz fiyatlarında yeni ani artışa neden olan, hızla ivmelenmekte olan elektrik krizidir. Rus arz dinamikleri jeopolitiği, şu anda küresel manşetlere hâkim durumda. Avrupa’nın Rusya’dan gelen ucuz hidrokarbonlara bağımlılığının boyutlarını ortaya çıkardı. Rusya’nın Avrupa’ya arzı kesmesi, 2022’nin ilk yarısında Avrupa genelinde gaz fiyatlarındaki artışın başlıca itici gücü oldu. Avrupa’nın eş zamanlı elektrik krizi yaz boyunca hız kazandı. Bu nükleer kullanılabilirlik sorunları tükenen hidro seviyeleri ve azalan termal üretim ( hem yakıt erişim sorunları, hem de tesis kapanışları nedeniyle) tarafından ilerletildi. Avrupa önümüzdeki 3 yıl boyunca gaz dar boğazındadır. Bu süre boyunca herhangi önemli materyal arz yanıtının olmaması göz önüne alındığında (bol miktarda olan Rus tarafına geri dönüşüm olmaması durumunda) piyasayı dengelemek için 3 talep tarafı azaltma seçeneği vardır;

• Endüstriyel talep ( daha yüksek fiyatlar nedeniyle 2022’ de şimdiye kadar -%15’lik bir yıkımla karşı karşıya)

• Elektrik sektörü talebi

• Konut ve ticari talep

Normalde çok yüksek gaz fiyatları elektrik sektöründen gelen talebin azalmasını teşvik etmektedir. Ancak ileriye bakıldığında Avrupa gazda olduğu gibi, elektrikte de bir darlıktadır. Ve artan elektrik fiyatlarının kaynağı, yanan gazdan gelmektedir. Başka bir deyişle; Avrupa’nın ışıkları açık tutmak için belki de gelecek olan elektrik talebini azaltmak için müdahale dışında daha fazla gaz yakmaktan başka seçeneği yok.

Ancak ; Avrupa’daki son gelişmeler ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası yaşanan olaylar, enerji, güvenlik ve dış politikanın birbirinden ayrılmaz olduğunu bir kez daha açık bir biçimde gösterdi. Esasen, enerji kaynaklarının dış politika aracı ve bir çeşit silah olarak kullanılması yeni bir olgu değil.

İran Başbakanı Muhammed Musaddık’ın 1953 yılında Amerikan ve İngiliz iş birliğiyle devrilmesi, 1973 ve 1979 petrol krizleri, Rusya’nın 2006 ve 2009 yıllarında Ukrayna’ya yönelik doğal gaz sevkiyatını durdurması, enerji fiyatlarını belirlemek için oluşturulan örgüt ve platformlar belli başlı örnekler. Rusya’nın doğal gaz sevkiyatını kısması, bazı ülkeler için tamamen kesmesi; AB, ABD ve İngiltere’nin Rusya’dan petrol alımını kısmen veya tamamen durdurmaları enerji kaynaklarının siyasi amaçlarla nasıl kullanıldığının son tezahürleri. Bunun yanı sıra Küresel ısınmanın engellenmesi ve temiz enerjiye geçiş için atılan adımlar da enerji alanında ayrı bir yol haritası izlenmesi gerekliliğini öne çıkarmaktadır.

Birleşmiş milletlere üye 195 Ülke’nin 2015 yılında imzaladığı Paris iklim anlaşması ile karbon nötr seferberliği başlatılmış ve sera gazının atmosfere etkisini azaltmak için aralarında Türkiye’nin olduğu bu ülkeler önemli bir taahhüt altına girmişti. 2026 Yılından itibaren sera gazı salınım oranının 1,5-2 seviyelerine düşürmeyen bu ülkelere ciddi anlamda maddi yaptırımlar uygulanacak. İşin ilginç yanı Avrupa ülkeleri Almanya, Hollanda, Polonya, Avusturya, Fransa, İtalya gibi ülkeler Kömür santrallerini kapatmama kararı aldı. Kapatılanları da açma kararı alıyor. Anlaşmaya imza atan ülkeleri bir yandan Paris iklim anlaşmasına uymaya zorlarken, bir yandan da Rusya , Ukrayna savaşının etkisiyle Doğalgaz ithalatını azaltmaya çalışıyorlar. İnsanın içinden bu ne yaman çelişki diyesi geliyor. Bu nedenle Türkiye hem konumu itibarı ile , hem de gelecek yıllarda enerji krizi yaşanmaması için, yeterli önlemleri alması gerekiyor. Ve stratejiyi değişken bu küresel oyunlarda oyuncu olarak değil, oyun kurucu olarak rol almalıdır. Enerji politikalarımızda taviz vermeden bu yatırımlara hız vermeliyiz. Şu an yapılan yatırımlar ve alınan kararlar bu yönde ve doğru adımlardır. Bu ay içerisinde EPDK Tarafından yenilenebilir enerji kaynakları lisansları ve lisanssız enerji üretim ve satışları yönetmenliği yeniden düzenlenerek 11.08.2022 tarihli resmi gazetede yayınlandı. Bu yönetmenlik ile tüketimi yüksek abonelerin hakları korunarak, doğru bir adım atıldı.

Kısaca bu yönetmelik; ihtiyacın üzerinde satışı düzenleyen ve lisanssız üretim santrali olsun ya da olmasın gerçek elektrik tüketicilerini koruyan bir düzenlemedir. EPDK’nın öncelikli hedefi, imkanı olan bütün tüketicilerin, ‘tükettiği enerjiyi’ güneşten üretebilmesidir. Bu düzenleme ile gerçek tüketimi olan ancak kapasite kısıtı ve yer sorunu sebebi ile üretim tesisi kuramayan tüketicilerin önü açılacaktır. Artık dağıtım şirketleri bölgesi ayrımı ortadan kaldırılmış ve Üretim noktanız nerede olursa olsun, Türkiye’nin her hangi bir bölgesinde Ges, Res, Biyokütle enerji ve hibrit olarak 5.1.h maddesi kapsamında yenilenebilir enerji sistemleri kurabileceksiniz. Bu çok önemli ve yatırımcıların önünü açan bir uygulamadır. Yani sizin örneğin ; Malatya’ da OSB (Organize sanayi Bölgesi) içerisinde bir fabrikanız varsa , Balıkesir’de ki marjinal arazinize bir yıl önceki toplam ortalama tüketiminiz kadar Güneş enerji santrali kurarak enerji üretimi yapabileceksiniz. Ve bu enerji bedelini tüketiminize mahsup edebileceksiniz.

Türkiye son zamanlarda hızla ivme kazanan enerji yatırımları ile birlikte, Avrupa’ya olan enerji geçiş güzergahı avantajını kullanması, Karadeniz ve Akdeniz de devam eden doğalgaz sondaj çalışmaları, yenilenebilir enerji kaynaklarının arttırılması hususun da lisanslı ve lisanssız enerji üretimleri yatırımları için yapılan yoğun çalışmalar ile enerji alanında son derece büyük hamleler yaparak, muhtemel enerji krizlerini atlatmak ve dışa bağımlılığı azaltacak önlemler almaktadır. Son zamanlarda ihracatın artması sanayi sektöründe iş hacmini arttırmıştır. OSB ve sanayi bölgelerinde ki tüketimin artması kurulu güç raporlarına yansımaktadır. Aynı zamanda yenilenebilir enerji yatırımları artışı da aynı oranda dikkat çekmektedir. Şöyle ki ;

TEİAŞ’ ın 2022 Temmuz Ayı kurulu güç raporuna göre;

• Toplam elektrik kurulu gücü, 2022 Haziran ayına göre 296,3 MW artarak 101.814,5 MW seviyesine ulaşmıştır. Toplam santral sayısı da bir önceki aya göre 91 artarak 10.953 olmuştur.

• Yenilenebilir enerji kurulu gücü de bir önceki aya göre 291,4 MW artarak 55.162,9 MW‘a yükselirken yenilenebilir santraller toplam kurulu gücün yaklaşık %54,18'ni oluşturdu.

• Güneş enerji santrallerinin kurulu gücü de 179,6 MW’lık bir artış ile 8658,7 MW seviyesine yükseldi. Toplam güneş enerji santral sayısı da 8.882 adete yükseldi.

• Rüzgar enerji santrallerinin de kurulu gücü 7,8 MW artarak 11.053,6 MW oldu.

• Güneş enerji kurulu gücü toplam kurulu gücün %8,50'sini oluştururken, rüzgar enerji kurulu gücünün toplam kurulu güçteki oranı ise %10,86 oldu.

• Rüzgar ve güneşin yanında önemli bir yenilenebilir enerji santrali olan biyokütle santral kurulu gücü de bir önceki aya göre 23,3 MW’lık bir artış göstererek 1.804,3 MW oldu

• Toplam kurulu güçte ilk sırada 25.295,9 MW ile doğalgaz yer alırken, onu 23.275,2 MW ile barajlı hidroelektrik santralleri takip etti.

• Fosil yakıtlı santrallerin kurulu gücü de 2022 yılı Temmuz ayı sonu itibariyle 46.651,6 MW seviyesine ulaştı yani toplam kurulu gücün %45,82'sini oluşturmaktadır.

2022 Yılının başında 99.000 MW seviyesinde olan Kurulu gücümüz, yıl sonu itibarı ile 102.000 MW seviyesine ulaşacağı düşünüldüğünde, yenilenebilir enerji kaynakları artışı bir yılda 3.000 MW artış göstermektedir.

Yeni yapılan Akkuyu nükleer santralinin, dört reaktörünün toplam üretim gücü 4800 MW olacağı düşünüldüğünde, bir yılda yapılan yenilenebilir enerji yatırımı toplamı bir nükleer santral üretimine nerdeyse eşit olmaktadır. Ve temiz enerji olan GES ve RES Sistemlerine yapılacak yatırımların aslında ne kadar önemli olduğu bir kez daha kanıtlanmış olacaktır.

En önemlisi dışa bağımlılığı azaltacağı için yerli ve milli enerji kaynaklarının önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

Güven Günsan