Hayatta her şeyi ölçmek mümkündür. Ölçülemeyecek hiçbir şey yoktur. Sevginin de ölçüsü vardır. Her sevgide bir karşılık beklenir. Karşılıksız kalan sevgi bahtsızlık yaratır. Sadece MEMLEKET SEVGİSİNDE Karşılık beklenmez ve mutsuzluk duyulmaz. Her sevgide karşılıksız vermenin bir sınırı vardır, vatan sevgisi sınır tanımaz.
Bizden öncekiler ve bizden sonra yaşayacak olanlar hep böyle düşündükleri ve düşünecekleri için bu vatan vardır. Ve sonsuza dek var olacaktır. Bu duyguları bir miras gibi genç kuşaklara bırakmak gerekli ve elzemdir. İnsanlar yaşlarını arkalarında bıraktığı yıllara göre değil, anlamlı yaşadıkları yaşlara göre ölçmelidirler.
İnsanın yaradılış gayesi sadece yemek, içmek, giyinmek gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak olsaydı, toplumlar ayrışmaz dünya düzeni daha farklı olur ve insanoğlu için amaç sadece hayatta kalmak olurdu. Ama öyle olmadı, olması da beklenemez. Dünya üzerinde kıtalar oluştu. Çeşitli milletler çeşitli din, dil ve ırklarda topluluklar meydana geldi. Coğrafi konumlarına liderleri ve dünya görüşlerine göre şekil aldılar. İşgaller yapıldı, savaşlar yapıldı. Bizim gibi ülkeler tarih boyunca konumları ve yer altı kaynaklarına ve zenginliklerine göre hedef haline geldi. Bilinen 206 adet ülke olmasına rağmen, Birleşmiş Milletler’e göre dünya üzerinde kendi sınırları olan 193 egemen devlet ya da ülke bulunmaktadır. Ülkemiz gerek su kaynakları, gerek maden ve enerji kaynakları ile çok önemli bir noktada olup aynı zamanda Asya ile Avrupa kıtasını bir birine bağlayan bir geçiş konumunda olduğundan tarih boyunca çok önemli görevler ve antlaşmalar ile güçlenmeye devam etmektedir. İşte vatan topraklarımızın neden hep hedefte olduğu bu kısa özet ile anlaşılmaktadır.
Bizler, yaşadığımız toplumda, ecdadımızdan öğrendiğimiz örf, adet, geleneklerimiz gibi manevi mirasımız ile vatan ve millet sevgisini yaptığımız görevler ve işlerimiz ile bütünleştirerek gelecek nesillerimize güzel bir ülke, rahat bir yaşam bırakmak zorundayız. Bunun içinde bu yeni dünya düzeninde almış olduğumuz görevleri layıkıyla yerine getirip vicdanen rahat olmalıyız. Tabi ki engeller olacaktır, tarihimiz boyunca yüz yıllarca savaşlar ve mücadeleler vermiş olan Atalarımızın ve bu toprakların bekası için şehit ve gazi olmuş yüz binlerce ecdadımızın bizlere emanet ettiği bu vatanın kıymetini biliyor ve bu sorumlulukla hareket ediyoruz olmalıyız. Tahriklere tuzaklar düşmeden, akıl ve mantık ile hareket etmek çok ama çok önemlidir. Şöyle son yüz yılda yaşananlara baktığımızda, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarının vermiş olduğu milli mücadele sonucunda Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş ve gelecek nesillere emanet edilmiştir.
Bizlere emanet bu vatan topraklarımızda, yine yıllarca Ülkemizin gelişmesi ve güçlenmesi çeşitli provokasyon, darbe ve kışkırtmalar ile hep engellenmeye çalışılmıştır. Fakat her seferinde Bu millet akli selim hareket ederek bu tehlikeleri bertaraf etmiştir. Bu tahrik ve kışkırtmalar tarih boyunca bitmediği gibi bitmesi de beklenmemelidir.
İzmir’de... Cami minarelerinin ses sistemlerine dadanan bazı karanlık tipler, müzik yayını yaptılar. “Çav Bella” çaldılar. Tepkilere rağmen arsızca devam ettiler bu çirkinliğe. Önceki gün de Selda Bağcan’dan şarkı çaldılar. Şimdi söylüyorum; bu ülkeyi istediğiniz zemine çekemeyeceksiniz bu millet sizlerin oyununa gelmeyecek. Benim ve yaşıtlarımın yaşadığı yetmişli ve seksenli yıllarda kardeşi kardeşe düşman eden bu zihniyet hep şekil değiştirerek bu güne kadar geldi. Toplumumuzun hassasiyetleri olan İnanç ve milli duygular üzerinden hep tuzaklar kuruldu. Şimdi güçlenerek büyüyen Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu karanlık senaryoları bertaraf edecektir.
İşte burada görev neden kutsaldır başlığı altında anlatmak istediğim temel konu aslında bu. İnsanlar aileleri, aileler toplumları, toplumlar milletleri, milletler devletleri oluşturur. Aileden başlayarak temiz insanlar ve toplumlar oluşturulur.Temiz toplumlar temiz milletleri, temiz milletlerde temiz ve güçlü devletleri oluşturur.
Şu Corona günlerinde bile, gözümüzde büyüttüğümüz ve o güçlü dediğimiz Amerika’nın ve Avrupa ülkelerinin büyük bir kısmında ne kadar aciz kaldıklarına şahit olduk. Bunun nedeni toplumsal yapılarının sağlam olmaması, yardım ve vefa duygularının hep karşılıklı menfaate dayalı olmasıdır.
Bizde bu süreç çok güzel idare edildi. Devletimiz çok iyi bir sınav verdi. Özellikle Ramazan ayı boyunca; İlçe Kaymakamımız ve Personeli Belediye Başkanımız ve sahada görev yapan zabıta, kolluk kuvvetleri ve tüm personeller Vefa destek gurubundaki gönüllüler, Jandarma ve Emniyet mensupları Kızılay ve benzeri yardım kuruluşları, muhtarlarımız, İş insanlarımız tümü tam bir seferberlik halinde muhtaçların yardımına koştular. İşte bu yüzden bu milleti bölmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Bu çalışmaların tamamında işte görev ve sorumluluğun kutsallığı yatmaktadır.
Görevini tam olarak yerine getirmemiş bir insanın
Vicdan yarasına ne mazeret nede başka bir şey şifa olur.
(MEVLANA)
Evet hayatta her şeyin bir görevi var göz yaşının bile bir görevi varmış. Ardından gelecek gülümseme için temizlik yaparmış.
Sevgi ve saygılarım ile
Güven GÜNSAN