Mudanya gen tr - Mudanya nın Yüksekten Uçan Martısı - Son dakika haberleri

Font Boyutu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Ana Sayfa Hot topic SEVGİNİN METALAŞMASI

SEVGİNİN METALAŞMASI

E-posta

Suat ORUNÇSevgi;  kişinin kendisi dışındakilere bağlanmasını, yakınlaşmasını sağlayan ruhsal bir gerçekliktir. Sevgi birleştiricidir ve Sevginin en son (ideali) hedefi de  -BİR-  olmayı sağlamaktır.


Her varlık niteliği ile birlikte gerçekliğini yaşar. Elmaya elma özelliğini veren şeyler ne ise; elma sahip olduğu özellikleri ile elmadır. Somut kavramlar anlamları itibarı ile manipüle edilemezler. Kişiye, çıkara, zamana göre ifade ettikleri anlamlar değişmez. Elmanın özelliklerini taşımayan bir meyveye elma demek o kişinin dış dünyayı algılamasında sorunu var anlamına gelir. Soyut kavramlar ise kişiye, zamana, çıkara bağlı olarak kendi öz anlamları dışına çekilerek manipüle edilebilirler. Ve edilmektedirler. Somut kavramların gerçekliği ortadadır. Elma barındırdığı nitelikleri ile herkese aynı gerçekliği sunar. Soyut kavramlar kendi gerçekliğinden uzaklaştırıldığı için zamanın şartlarına, kişinin çıkarlarına uygun anlamlar kazanarak karşımıza gelirler. Biz de karşımızdaki anlama göre (toplumda kabul gören  anlamı)  soyut kavramları kullanırız. Nasıl ki elmanın gerçekliğini algılayamayan birey sağlıklı bir ruhsal yapıya sahip olmazsa soyut kavramların da kendi gerçekliğinden  (hakikatten) uzaklaştırılarak kullanılması kişide ve toplumda sağlıksız bir değer yargısının oluşmasına sebep olur.

 

Sevgi; bireyin doğumundan ölümüne kadar ona eşlik eden en önemli duygudur. Bireyde sevgi annenin göğsünden başlayarak oradan anneye, babaya ve zamanla çevreye yayılır. Sevgi ruhsal bir ihtiyaçtır. Ruhsal ihtiyaçların tatmin edilmemesi kişide rahatsızlıklar doğurur. Kişi sevgi tatminsizliğini gidermek için anormal tepkiler (içe kapanıklılık, hırçınlık, özgüven problemi gibi…)  geliştirir.
 

Günümüzün ‘pazar ekonomisi’ anlayışı ruhsal ihtiyaçları maddi ihtiyaçlara çevirerek, insanın en değerli ihtiyacı olan sevgiyi de metalaştırarak pazarda alınıp-satılan bir mala çevirmiştir. Ruhtan kaynağını alan sevgi-nin yerine bedenden kaynağını alan istek-i koymuştur. Çünkü insanı sömürmek için sevgiyi manipüle etmesi gerekir. Artık isteklerimiz sevginin yerini tutmuştur. Sevgi sürekli karşıdakinden almaya dönüşmüştür. Karşıdakini sömürdüğün sürece ona sevgini gösterirsin!  Sevgin, senin o kişiyle işin bittiği yere kadardır. Nasıl ki her hangi bir eşya işlevini yitirdiğinde atıl duruma koyuluyorsa insani sevgi de kişinin yarar durumuna göre devam eder yararı bittiğinde o kişi bir nesne gibi kenara atılır.  Kişisel yarar beklentimiz o kişiye duyulan sevgiyi (aslında sevgi değil) devam ettirir. Yararımız bittiğinde sevgimiz de biter.
 

Pazar ekonomisinin oluşturduğu sevgi anlayışında kişinin nelere sahip olduğuna bakılır. Burada sevilen şey kişi değil sahip olduklarıdır. Kişinin yalancı olması, saygısız olması, bencil olması, adaletsiz olması önemli değildir. Önemli olan sahip olduklarıdır. Gücü, şöhreti, parası, yeteneği, güzelliği… varsa bunlar yeterlidir.   Sahip oldukları bittiğinde o kişiye duyulan ‘sevgi’de biter. Gerçek sevgide kişinin sahip olduklarına bakılmaz kişinin ne olduğuna bakılır. Kişinin ne olduğu, sahip oldukları ile ölçülmez. Kişiliğine kattığı, onu o yapan değerlerle (hakikatlerle) ölçülür. Birinci sevgi kaynağını çıkardan alırken, ikincisi sevgi kaynağını hakikatten alır. Birincisi zamana yenilir, ikincisi zamanı ve mekanı aşar.
 

Sevmek sadece saf bir duygu değildir. Bu duygunun sorumluluk, özen-ilgi, saygı gibi olgularla içinin doldurulması gerekir.
 

Seven kişi sorumluluk duyar: Sevdiğinin iyiliğinden, kötülüğünden, zayıflığından daha doğrusu her şeyinden kendisini sorumlu tutar. Sevdiğinin sorunundan kendisini azade etmez, onun sorununun çözümünün bir parçası olur. Sorununu kendi sorunuymuş gibi yaşar.  Sorumluluk duygusu sevdiği insanın gereksinimlerine yanıt verebilmeyi gerektirir.
 

Seven sevdiğine ilgi-özen gösterir: Sevdiğine zaman ayırır. Sevdiğinin kendisi için değerli olduğunu davranışları ile hissettirir. Onunla yüzeysel ilişki kurmaz, özden öze bir ilişki kurar.  Sevgi kişinin yüreğine erişmede en önemli anahtardır. Sevdiğine karşı ilgisi sevdiğini tanımasına yardımcı olur, onun için neyin iyi neyin kötü olduğunu bilir. İnsan uğrunda emek harcadığı şeyleri sever, sevdiği şeyler için emek harcar.
  

Dipnot: Odama gelen öğrencim çiçeğe bakarak ‘’hocam çiçekleri sevmiyorsunuz’’ dedi. "Olur mu, severim" dedim. ‘’Hocam sevseydiniz çiçeği kurutmazdınız’’... Haklı, çiçeğe özen göstermemiştim.
 

Seven kişi sevdiğine saygı duyar: Saygı, sevgi duyulan kişiye verilen değerin ifadesidir. Saygı sevdiğimizin farklılıklarını hoş görmemizi sağlar.  Farklılıklara rağmen aynı amaçta var olmamızı sağlayan en önemli değer saygıdır. Saygı, sevginin içindeki en güçlü birleştirici harçtır. Bu harç, bir insanı olduğu gibi görme, onun kendine özgü bireyselliğini anlamada en etkin güçtür.
  

Sevgi bir inanma işidir, inancı az olanın sevgisi de azdır. Bencilce hesaplarımızın, bilinçsizliğimizin örttüğü kutsal duygunun üstünü akıl, vicdan ve rehberlerimizin kılavuzluğunda açmalıyız. Sevginin hastalıklı durumu bizi parçalara ayırır. BİR olmanın ve BİR- e kavuşmanın yolu gerçek sevgiden geçer. Hakikat ırmağında yıkanan SEVGİ zamandaki rolüne yeniden kavuşmalıdır.

Suat ORUNÇ

Son Güncelleme ( Pazar, 18 Kasım 2018 22:57 )