Mudanya gen tr - Mudanya nın Yüksekten Uçan Martısı - Son dakika haberleri

Font Boyutu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Ana Sayfa Hot topic KARINCA ZAMANI

KARINCA ZAMANI

E-posta

ÜMİT ATİLLASerbest Piyasa Ekonomisi’nde fiyatlar piyasanın akışına göre belirlenir. Yani  fiyatları arz-talep dengesi oluşturur. Mesela, ülkemizin popüler turizm bölgesinde bir restoranda 200TL’ye lahmacun satılırken bir başka şehirde aynı lahmacunu 5TL’ye satın alabilirsiniz. Lüks restoranda o paraya lahmacun yemek kişinin talebidir. Serbest Piyasa Ekonomisi’nde kimse bu müteşebbise niye 200TL’ye lahmacun satıyorsun dememelidir.

Sonuçta bir talep var ve bu talebi de karşılayan bir arz var. Üstelik devlet daha çok vergi elde etmiş oluyor. Bu fiyatı kimse kabul etmeyip orada yemek yemez ise bir süre sonra fiyat mecburen geri gelir. Arz-Talep dengesi. Kimse ne o müşteriye neden o kadar para verip orada lahmacunu yediğini, ne de restorana neden o fiyata lahmacun sattığını sormamalıdır. Yani fiyatları arz ve talep dengeler. 

Tıpkı dövizde olduğu gibi. Döviz fiyatlarının yukarı çıkması talep kaynaklı olduğu gibi aşağı düşmesi de arz fazlasındandır. Yani piyasada talepten daha fazla döviz olursa fiyatı aşağı düşer. Piyasada talep edilenden daha az döviz olursa fiyat yukarı gider. Kimileri faiz artırımının dövize olan talebi azaltacağını ve doğal olarak da döviz fiyatının düşeceğini söyler. Kısmen tabiî ki doğrudur. Parasını yatırım aracı olarak değerlendirmek isteyenler doğal olarak hangisi daha kazançlı ise ona yönelir. Lakin döviz borcu olanların döviz bulmaktan başka şansı yoktur.

Bizim gibi cari açığı ve döviz borcu olan ülkeler için döviz fiyatlarının yukarı çıkması tehlikenin en büyüğüdür. Borcunuz katlandıkça katlanır. Borcu ödemek için döviz aradıkça dövize olan talep artacağından fiyatı da sürekli yukarı gider. O yukarı gittikçe sizin maliyetiniz de artmaya devam eder. Bu bir sarmaldır.

Ama faiz de bir o kadar tehlikeli bir argümandır. Faizler arttıkça ülkede yatırımlar azalır. Yatırımlar azaldıkça işsizlik artar. İşsizlik arttıkça ekonomik ve sosyal sorunlar çoğalır. Faizler arttıkça kredi kullanmanın maliyeti artar ve satışlar düşer. Satışlar düştükçe piyasa yavaşlar ve büyüme azalır. Hepsi birbirini silsile halinde takip eder ve etkiler.

Serbest Piyasa’da hükümetler fiyatlara müdahele etmez. Bununla birlikte piyasalarda dengeleri sağlayacak hamleleri yapar. Tarımda, hayvancılıkta, sanayide üreticiyi ayakta tutacak hamleleri yapar. Gerektiğinde teşvik verir, gerektiğinde de uzun vadeli ve düşük faizli krediler sağlar. Yurt dışına satış yapmayı ve ülkeye döviz getirecek yatırımların önünü açmayı sağlar; bürokrasiyi azaltır. Et fiyatlarını düşürmek için yurt dışından et ya da hayvan ithal etmek fiyatları göreceli olarak düşürse bile uzun vadede ülkedeki üreticiyi bitirir. Aynı kural diğer bütün sektörler için geçerlidir. Ülkedeki fiyatı düşürmek için dışardan mal getirmek dövize olan talebi de arttıracağı için döviz fiyatlarına da baskı yapar.

Siz bu sistemi sağlıklı bir şekilde çalıştıramazsanız tarlada ürettiği domatesi 50 kuruşa satan çiftçi de, markette aynı domatesi 7 liraya alan vatandaş da mağdur olmaya devam eder.

Ülkemize ayna tutup baktığımızda artık bir tüketim toplumu olduğumuzu maalesef net olarak görebiliyoruz. Oysa enerji yoksunu ve bağımlısı bir ülke olarak bizim üretim toplumu olmamız gerekiyor. Her şeyi ama her şeyi daha çok üretmeli ve yurtdışına daha çok satmalıyız. Tıpkı Çin’in yaptığı gibi. Hammaddesi elimizin altında olan güneş, rüzgar ve su kaynaklı enerjilere daha çok yatırım yapmalı, enerjide dışa bağımlılığımızı minimuma indirmeliyiz.

Yıllardır yazıp, söylemekten yorulmadığım bu gerçekleri umarım artık ülkeyi yönetenler de idrak ederler.

Yani kısaca artık ateş böceği rolünden kurtulup karınca olmalıyız.

Ümit ATİLLA

26.09.2018

Son Güncelleme ( Perşembe, 27 Eylül 2018 00:46 )