Mudanya gen tr - Mudanya nın Yüksekten Uçan Martısı - Son dakika haberleri

Font Boyutu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Ana Sayfa Hot topic RUM SEVİCİLİĞİ KARDEŞLİK Mi?

RUM SEVİCİLİĞİ KARDEŞLİK Mi?

E-posta

Öner KIRANZeytinlik Dağı'nda yaptığı ünlü vaazda İsa peygamber şöyle demişti: “Kötülük yapana karşı koyma; sağ yanağına vurana öbür yanağını da çevir” (Matta 5:39). Türk Milleti değil ama "Bu Millet" diye tanımlananlar sadece öbür yanağını da çevirmekle kalmayıp adeta ne yapsak, ne etsekte bunları iyice tatmin etsek derdinde gibiler. Siz devam edin Türk Milleti not ediyor.

Efendim geçtiğimiz günlerde 1834 yılında Aya Yorgi adıyla kilise olarak hizmet veren ve bugün Kültür Merkezi olarak hizmetine devam eden Uğur Mumcu Kültür merkezinde İstanbul Fener Rum Patriği Bartolomeos ayin yönetti. Ayine, Bursa Metropoliti Elpidophoros Lambriniadis, Yunanista’nın İstanbul Başkonsolosu Evangelos Sekeris, Türkiye’nin bazı bölgelerinde yaşayan vatandaşlar ve Yunanistan’ın Nea Mudanya bölgesinde yaşayan Yunanlılardan oluşan kafile katıldılar.

Ayin sonrasında Adalet ve Kalkınma Partisi Mudanya İlçe Başkanı Dr. Ahmet Murat Ünal'a  Uğur Mumcu Kültür Merkezi'nde ki ayin hakkında ne düşündüğünü sordum. Cevabı epey gecikmeli olarak "Kişi sevdiği ile beraberdir. Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz'a başarılar diliyorum" şeklinde kısa bir değerlendirme(!) alabildim. Ben de Dr. Ahmet Murat Ünal'ın cevap verirken epey zorlandığı değerlendirmesi hakkında yorum yapmak istemiyorum. Zira alınacak epey yolumuz var. Dolayısıyla vakit kaybı olur.

Yaklaşık 200 kişinin katıldığı ayin sonrasında Bursa Metropoliti Lambriniadis, "Başta bizleri burada kabul eden Bakanlıklarımıza, Bursa Valiliğimize ve Mudanya Belediyesi ve belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz’a teşekkür ediyoruz.

Mudanya Barışın ve kardeşliğin başkenti olarak ilan edilmişken bizde dedik ki bu barışa ve kardeşliğe katkı da bulunalım. İki yaka belediye başkanları anlaşmışlar ve bu inisiyatifi başlatmaya karar verdiler. Bizde bunun dini boyutunu eklemek istedik. Çünkü her millette olduğu gibi bizlerde dinimize bağlıyız. Barışın dini boyutunu eklemek istedik.

Müslümanlar dinlerine ve camilerine nasıl bağlılarsa,  Hıristiyanlar da kiliselerine bağlılardır. Bugün bu tarihi bir gün olduğu için Patriğimizin de burada bulunmasını istedik ve bugün burada bu tarihi mekanda bir aradayız ve ayinimizi gerçekleştireceğiz. Bizlere bu etkinliğimiz için izinleri veren tüm yetkili makamlarımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz. Valiliğimize, Belediye ve Belediye başkanımız Hayri Türkyılmaza, ve özelliklede Mudanya, Tirilye ve Kumyaka halkına teşekkür ediyoruz. Bizleri bağırlarına bastılar, sevgilerini gösterdiler ve misafirperverliklerini hep gösterdiler halende göstermekteler.  Ön yargılar yıkılıyor iki halk arasında ki sevgi saygı ve dostluk bağları güçlendiriliyor bu nedenle de çok mutluyuz. Mudanya ilçesinde bulunmaktan son derece mutluyuz. Barışın egemen olduğu dünyada kardeşçe yaşamak en güzel şey" dedi.

Bursa Metropoliti Lambriniadis "kardeşçe yaşamak en güzel şey" diyerek sözlerini tamamlıyor. Katılmamak mümkün değil. Lâkin kardeşlik nedir? Önce kardeşlik kavramının hatırlanması gerekir diye düşünüyorum. Çünkü süslü laflar arasında birileri kardeşliğin bütün imkanlarını sonuna kadar yaşarken birileri İsa peygamberin Zeytin Dağı'nda ki vaazında belirttiği üzere öbür yanağını da çevirmiş ama yine yaranamamış neresini döneceğini şaşırmış durumda.

Kafanız mı karıştı?

Hemen gidereyim. Nedense Fener Rum Patrikanesinin Lozan Barış Anlaşmasından sonra mesnetsiz Ekümenik (Evrensel) yani dünyada'ki tüm ortodoksların liderliği iddiası olmasına rağmen bu durumu Türkiye kabul etmiyor.

Şöyle ki ;

Patrikhane, Osmanlı Devleti içerisinde "ekümenik" bir statüye sahipti. Yani, dünya Ortodokslarının liderliğini üstlenen evrensel bir kurum niteliğinde idi. Ayrıca, Osmanlı Devleti'nin son 60 yılında 1861-1865 Nizamnâmesine göre idare edildi. Sultan Abdülaziz tarafından onaylanan bu Nizamnâmeye göre Patrikhane, Patriğin nezaretinde olup, sivil işler için dört metropolit ve sekiz kişiden meydana gelen karma bir meclisin de yardımını temin eden, 12 kişilik St. Synode Meclisi tarafından idare ediliyordu.

Ancak, Patrik ve Patrikhane görevlilerinin 1453 yılı ile Lozan Antlaşması'na kadar geçen süre zarfında yürüttüğü faaliyetler, devleti parçalama, asıl unsur olan Türk unsurunu yok etme ve dinsel hâkimiyet kurma çalışmaları, Patrikhane’nin statüsünün değiştirilmesini ve siyasi faaliyetlerden uzak tutacak önlemlerin alınmasını zorunlu kılmıştır.

On binlerce Müslüman / Türk’ün kılıçtan geçirildiği 1820-1821 Mora isyanında rolü olduğu tespit edilen Patrik V. Gregorius, halkı isyana teşvik ve ihanet etmek suçlamasıyla yargılanmış ve suçu sabit görülerek, Fener Rum Patrikhanesi’nin kapısı önünde 21 Nisan 1821 ’de idam edilmiştir.

Patrikhanenin bu idamın gerçekleştirildiği kapısının o günden beri kullanılmadığı ve patriğin eşiti bir Türk büyüğü burada asılana kadar da kullanılmayacağı ve bu kapıya “intikam kapısı” adı verildiği yolundaki bilgiler, Patrikhane tarafından hiç bir zaman yalanlanmamıştır.

Lozan görüşmeleri sırasında Türk heyeti Patrikhane’nin yurt dışına çıkarılması kararındaydı.

Nitekim 20 Ocak 1923 tarihinde Mustafa Kemal Hâkimiyeti Milliye gazetesinde yayımlanan bir mülakatında; “Bir fesat ve hıyanet ocağı olan ve memleketimize nifak tohumları eken, uyuşmazlıklar yaratan, Hıristiyan hemşerilerimizin huzur ve refahı için de uğursuzluğa ve felakete sebep olan Rum Patrikhanesini artık topraklarımız üzerinde bırakamayız. Bu tehlikeli teşkilatı memleketimizde muhafazaya bizi mecbur etmek için ne gibi vesile ve sebepler gösterilebilir? Türkiye’nin Rum Patrikhanesi için arazi üzerinde bir sığınılacak yer göstermeye ne mecburiyeti var? Bu fesat ocağının hakiki yeri Yunanistan değil midir?” demiştir. Kaynak: Fener Rum Patrikhanesi’nin Lozan sonrası statüsü

Ama gelin görün ki Tirilye ve Kumyaka'da ki özel mülk olan metruk kliselerin yüksek bedellerle satın alınması ve restorasyon çalışmalarına başlanması, her yıl bir kaç defa kalabalık gruplar halinde Yunanistandan ortodoksların bölgeye getirilerek metruk haldeki kiliselerde ayinler düzenlenmesi hıristiyan cemaatin yok denecek kadar az olduğu bölgemizde Yunanistan kaynaklı bir mülk edinme ve yapılanmanın tohumları mı atılıyor düşüncesini getiriyor akla.

Bu konuda Bojidar Çipof'un sesli makalesini dikkatlice dinlemenizi tavsiye derim.

 

Ne demiştik kardeşlik! O zaman soralım.

1- İstanbul Fener Rum Patriği Bartolomeos?

Siz bir Türk vatandaşı olarak, bir din adamı olarak, kardeşlik adına müslümanlarla birlikte patrikhanenizin ikramı olan iftar sofralarına beraberce oturduğunuz ve lokma yediğiniz, yaşadığınız ülkenizi  19.12.2009 günü Amerikan CBS televizyonunun ünlü "60 Dakika" programına verdiğiniz röportajda “Kendimi Türkiye'de, yaklaşık 2 bin yıllık Patrikhane'nin yok olmasını bekleyen bir hükümetin altında yaşarken, çarmıha gerilmiş gibi hissediyorum" diyerek şikayette bulundunuz. Mudanya ve civarında size gösterilen saygı, misafirperverlik, ikram ve Türk Makamlarının ayin izinleri sonrasında Tanrınıza yakarırken utanma veya sıkılma gibi hislere kapıldığınız oldu mu?

Yıllar geçmesine rağmen Türk Milletinden bu konuda özür dileme gibi bir niyetiniz olmadı. Bakınız o günün Tirilye (Zeytinbağı) Belediye Başkanı Ali Turan size nasıl tepki göstermişti. Gönül aldınız mı? TIKLA OKU

2- Bursa Metropoliti Lambriniadis

Eskiden Klise olan Uğur Mumcu Kültür Merkezi'nde ayin sonrası yaptığınız açıklama da "Mudanya Barışın ve kardeşliğin başkenti olarak ilan edilmişken bizde dedik ki bu barışa ve kardeşliğe katkı da bulunalım. İki yaka belediye başkanları anlaşmışlar ve bu inisiyatifi başlatmaya karar verdiler. Çünkü her millette olduğu gibi bizlerde dinimize bağlıyız. Barışın dini boyutunu eklemek istedik." demişsiniz.

Valla bravo. Ancak bu kadar güzel kotarılırdı durum.

Yakın geleceğin olası patriği Sayın Bursa Metropoliti Lambriniadis, madem bu kadar samimisiniz mevkidaşlarınız Mudanya veya Bursa Müftülerine "Geliniz Mudanya Mütareke Müze Evi Meydanında karşılıklı buluşalım biz İncilimizden merhamet ve barışla ilgili, siz de Kurandan merhamet ve hoşgörü ile ilgili ayetleri sırasıyla okuyalım. Karşılıklı ilahiler söyleyelim. Türkçe ve Yunanca dualar edelim. Dünya'ya halkların kardeşliği ve barış mesajları verelim" teklifinde bulunmak aklınızdan niçin geçmez? Sonrasında kliselerde ayin yapsanız olmaz mı?

3- Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

 

Yunanistan ziyaretinizde Alexis Papahelas'a 7 Aralık 2017 tarihinde verdiğiniz röportajı dikkatle izledim. Orada size yöneltilen soruya cevaben "Ne savaşı bizim savaş kelimesini telaffuz etmememiz lazım. Bunu dillendirmememiz lazım. Çünkü savaşı dillendirdiğimiz zaman bundan ilk rahatsız olacak olan kimler halklarımız" diyorsunuz.

Sizin bu barışçıl ve kardeşçe yaklaşımınızın akabinde Yunan Savunma Bakanı Kammenos'un "Yunan ordusu Ankara'ya bir saatte gelir" sözleri barış ve kardeşliğe sığar mı?

Yine Türkiye'nin AB'ye girme konusunda Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesiminin veto yaklaşımı, adada yaşayan Türk halkını yok farzederek giriştiği doğalgaz arama çalışmaları ve Türk Savaş gemilerinin bölgeye angaje olmasına sebebiyet vermesi kardeşçe midir?

Bütün iyi niyetimize ve dost elimizi uzatmamıza rağmen Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye ve Türklere kumpas kurarken, her fırsatta Ege'de oraya buraya bayrak dikimi, kayalık ziyareti gibi adeta yarayı kaşıma ve tahrik etme çabalarından vazgeçmemişken,

Ülkemizdeki Fener Rum Patrikhanesi, patriğini özgürce seçerken, onlara emrinizdeki bakanlar, valiler metruk kiliselerde ve ibadethane olmayan yapılarda ayin izinleri verirlerken, Batı Trakya'da müslüman Türklerin Müftü seçimleri hiçe sayılarak Müftülerin zorla atanması, seçilen Müftülerin şaibeli trafik kazalarına kurban gitmesi hafızalarda yer etmişken,

15 Temmuzda Ömer Halis Demir başta olmak üzere darbe girişiminde tankların altında parçalanarak feci şekilde şehit olan vatanseverlerimizin eli kanlı katillerine kucak açan bir Yunanistan portresi vicdanlarımızı sızlatırken,

Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye ve Türklere kumpas kurmaktan nedense bir türlü vazgeçmezken,

Sizin Balat'ta ki Bulgar ortodoks kilisesine ait Demir Klise açılış konuşmanızı İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin alelacele kurduğu çadırda yapmanız ve devlet erkânı kiliseden ayrıldıktan sonra başlayan ayinin bambaşka bir vaziyete bürünerek tamamen Rum Patriği’nin, Konstantinopolis Ekümenik Patriği sıfatıyla ve büyük bölümünün Rumca olarak icra edildiği bir hal almasına rağmen,

 

1453 Yılında Sultan Mehmet Han, İstanbul'u fetih ettikten sonra Ayasofya'yı satın alarak  (Özel mülk tıpkı Tirilye ve Kumyaka'da ki kiliseler gibi) tapusunu vakfederek cami yapmışken ve ibadete maalesef kapalıyken,

Restorasyonu tamamlanan Ortaköy Mecidiye Camii'nin açılışında vatandaşların AYASOFYA'yı sorması üzerine söylediğiniz "Önce Sultanahmet'i dolduralım." cevabınızdan sonra aynı anda 63 bin kişinin ibadet edebileceği dev Çamlıca Camimiz pek yakında ibadete açılacak iken. (Sözlerinize göre muhtemelen vakit namazlarında boş kalacak, Sultan Ahmet dolmuyor ya)

Bütün bunlar yaşanırken hangi vicdan çerçevesinde emrinizdeki bakanlıklar, valilikler ibadethane olmayan yerlerde Yunanistan'dan gelen kafilelerin katılabildiği ayin izni verebiliyor?

Lütfen o ilgili ve yetkili bakanlığınız ve valiliğiniz bana da Ayasofya'da iki rekat namaz izni versin. Verebiliyorsa versin. Öyle ya Sultan Mehmet Han'ın vakfiyesi değil mi?

Sayın Cumhurbaşkanım önümüzdeki Başkanlık seçimlerinde şahsınıza başarılar dilerken Kuran- Kerim'in "Sen de beraberindeki tevbe edenler de emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Ve aşırı gitmeyin. Şüphesiz O, yaptıklarınızı görendir." (11/HÛD-112) ayetinin yoldaşınız olmasını dilerim.

Yunanistan halkı da bilmelidir ki barışın kalıcılığı sizlerin ellerinde ve kendi topraklarınızda ki tavırlarınızda, tercihlerinizde dir. Anadolu yani sizin tabirinizle Küçük Asya'da yaşayanlar hakkaniyetli şekilde kardeşçe yaşamaya hazırdır. Zira ben de Selanik, Kozana göçmeni mübadil bir ailenin torunuyum.  Sizin ata toprağı dediğiniz yerler Mudanya ise benim de ata toprağım Selanik, Kozani. Umarım anlatabilmişimdir.

Ve siz Patrik Barto lomeos müsterih olunuz ve her Tanrınıza yakarışınızın sonunda çok kısık bir sesle "Tanrı Türk'ü korusun" demeyi unutmayınız. Hiç bir millet diğerinden üstün değildir. Üstünlük taslamak akıl dışıdır. Lâkin Türk Milleti kendisine emanet edilen hiç bir değere hıyanet etmemiştir. Hıyanet içinde olanları da hiç bir zaman unutmamıştır.

Öner KIRAN / mudanya.gen.tr

7 Mayıs 2018

İŞTE KARDEŞLİK NİYET (!) İYİ SEYREDİN

 

Son Güncelleme ( Cuma, 17 Ağustos 2018 00:37 )