TURKSAT KABLONET FIRSATI

Mudanya gen tr - Mudanya nın Yüksekten Uçan Martısı - Son dakika haberleri

Font Boyutu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Ana Sayfa Arşiv 2015 Yılı ve Sonrası Haber Arşivi HOŞ GEL BE YENİ YIL, BİR KERE DE HOŞ GEL!

HOŞ GEL BE YENİ YIL, BİR KERE DE HOŞ GEL!

E-posta

ÜMİT ATİLLAAmerika’daki Rıza ya da Atilla davası kamuoyumuzu uzunca bir süredir epey meşgul etti ve görünüşe bakılırsa çok uzun süre daha meşgul etmeye devam edecek.

Önce sanık, sonra tanık olan Rıza ceza alacak mı, almayacak mı, Atilla’ya ne kadar ceza verecekler, bu davadan bankaya da bir ceza çıkacak mı, daha önce halk kahramanı ilan edilip sonra vatan haini ilan edilen Rıza’ya burada bir dava açılacak mı, Rıza’nın rüşvet verdim dedikleri ile ilgili olarak Türkiye’de bir şey yapılacak mı ve benzeri pek çok soru soruldu ve sorulmaya da devam edilecek gibi duruyor.

Davayı takip eden gazetecileri gerek internet üzerinden gerekse televizyondaki haber programlarından takip edip olay hakkında fikir sahibi olmaya çalıştım. Dava sürecinde yaşanan pek çok çelişkili durumu da onların anlatımları sonucu öğrendim. Bazıları bu davanın Amerika’nın bankacılık sistemi ve ambargo sistemini korumaya yönelik çalışmalarının bir sonucu olarak değerlendiriyor ki; Amerika’nın kendi bankaları da dahil pek çok uluslar arası bankaya (Deutsche Bank, Credit Suisse, BNP Paribas) buna benzer olaylarda milyarlarca dolarlık ceza kestiği ve tahsil ettiği örnekler var. Bazıları ise bu davanın Türkiye üzerinde oynanan oyunun ilk basamağı olduğuna, ülkemiz üzerinde uluslar arası düzeyde uygulanacak ekonomik kıskacın hukuki zeminini oluşturma çalışması olduğuna inanıyor.

 

Amerika’nın Ortadoğu’da son zamanlarda zemin kaybetmesi, Türkiye’den istediklerini alamaması ve bir de üstüne Türkiye’nin Rusya ve İran’la birlik olup Suriye’deki Amerikan planlarını sekteye uğratması ve davada yaşanan çelişkili görüntüler açıkcası bana da ikinci şıkkın daha mantıklı olduğu izlenimini veriyor. Yani Amerika kendisine boyun eğmeyen Türkiye’yi hizaya getirmek için bir dizi ekonomik kıskaç manevraları yapmaya çalışıyor.

RIZA ZARRAB DAVASI TEMSİLİ MAHKEME SALONU DURUŞMA

 

2004 yılında piyasaya çıkan bir kitap var, adı Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları. Yazarı John Perkins. Kendi ifadesi ile o da bir ekonomik tetikçi. Kitabın tanıtım bülteninde yazan cümleleri dikkatle okumanızı tavsiye ederim;

“Ekonomik tetikçiler (ET'ler) yerküre üzerindeki ülkeleri trilyonlarca dolar dolandıran yüksek ücretli profesyonellerdir. Dünya Bankası, ABD Uluslar arası Kalkınma Ajansı ve diğer yabancı "yardım" kuruluşlarından büyük şirketlerin kasalarına ve gezegenimizin tabii kaynaklarını kontrol eden birkaç varlıklı ailenin ceplerine para aktarırlar. Kullandıkları araçlar arasında sahte finansal raporlar, hileli seçimler, rüşvet, zorbalık, seks ve cinayet bulunmaktadır. Oynadıkları oyun imparatorluklar kadar eski olmasına rağmen, günümüzdeki küreselleşme sürecinde yeni ve korkutucu bir boyuta ulaşmıştır. Nereden mi biliyorum; ben de bir ET idim.'

Dünyamızı kimler yönetiyor? Kirli aileler, kirli şirketler. Kalkındırma yalanı altında -milyarlarca dolarlık- şişirilmiş projeler ve bu projeleri 'bilimsel' gösteren, üniversite kitaplarına bile geçmiş raporlar, teoriler. Maalesef bu kez komplo değiller! Hedef ülkeler, hedef yöneticiler; ya satılacaklar, ya da ölecekler. Hepsi yaşanmış, hepsi gerçek.”

Bir de şu bölüm var;

“Kendi otomobilini üretemeyen ülkeye borç verip otobanlar yaptırırız. Sonra onlara arabalarımızı satarız. Sonra bankalarını satın alırız. O bankalardan halka ucuz krediler verip daha çok araba almalarını sağlarız. Böylece verdiğimiz o krediyi arabamızı satarak geri alırız, hem de faiziyle. O ülkeye dünya bankası ya da kardeş kurumlardan kredi ayarlarız. Ayarlanan kredi "ASLA" o ülkenin hazinesine gitmez. O ülkede ‘proje‘ yapan bizim şirketlerimizin kasasına girer. Enerji santralleri, sanayi alanları, limanlar, dev havaalanları yapılır. Aslında insanların işine yaramayan bir yığın beton. Bizim şirketlerimiz kazanır o ülkedeki birileri de nemalandırılır. Toplum bu düzenekten hiçbirşey kazanmaz. Ama ülke büyük bir borcun altına sokulmuş olur. Bu o kadar büyük bir borçtur ki ödenmesi imkansızdır. Plan böyle işler. Sonunda ekonomik danışmanlar/tetikçiler olarak gider onlara deriz ki; "Bize büyük borcunuz var ödeyemiyorsunuz. O zaman petrolünüzü satın, doğal gazınızı bize verin, askeri üslerimize yer gösterin, askerlerinizi birliklerimize destek olmaları için savaştığımız bölgelere gönderin, Birleşmiş Millletler de bizim için oy verin! Elektrik su kanalizasyon sistemlerinizi özelleştirin! Onları Amerikan şirketlerine ya da diğer çok uluslu şirketlere satın..." Sosyal hizmetleri, teknik sistemleri, eğitim kurumlarını, sağlık kurumlarını hatta adli sistemleri ele geçiririz. Bu, ikili, üçlü, dörtlü bir darbeler serisidir”.

Yani esas hedef Türkiye’yi dize getirmekse ve bunun için ekonomik bir dizi baskılar devreye sokulacaksa şunu anlamak lazımki bu adamlar sadece adı geçen bankaya falan milyar dolar ceza kesmekle bu işi bırakmazlar. Yakın zamanda muhtemelen Kıbrıs meselesi, Ermeni meselesi, Kürt meselesi ve benzeri pek çok konuda yeni hamlelere karşı hazırlıklı olmalıyız. Malum, ekonomimiz dünyanın en kırılgan ekonomilerinden biri. Yirmi yıl öncesinde dünyanın tarımda kendine yeten sayılı ülkelerinden biriyken bugün saman bile ithal eder hale gelmişiz. Doğalgaz ve petrolümüz olmadığı halde rüzgar ve güneş enerjilerinde hala doğru düzgün bir yatırım yapamamışız.  Ülkenin dış borcu 400milyar doları , cari açığı 40 milyar doları geçmiş. Komşularımızla sıfır sorun hesabı yaparken neredeyse kavga etmediğimiz, sorun yaşamadığımız komşumuz kalmamış. Turizm, tarım ve hayvancılık yerlerde sürünüyor. Enflasyon ve işsizlik almış başını gitmiş.

Velhasıl kelam, sadede gelecek olursak. Birileri bütün bu sorunları görmezden gelip meseleyi şahsına münhasır bir pozisyona sokmaya çalışır, ille de ben ,ille de ben derse, gerçek anlamda ekonomik ve sinai hamleler yapılmazsa, demokrasi ve hukuku bir kenara bırakıp ben yaptım oldu demeye devam edilirse ve Amerika’nın niyeti de gerçekten bizi hizaya getirmeye çalışmaksa (ki öyle olduğu çok belli) 1 doların 4 TL’de kalmasına razı iken çift hanelerde dans ediyor olmasına hep beraber şaşkınlıkla bakıyor olma zamanımız uzak değildir. Bu arada umarım sözü geçen birileri ülkenin ekonomiden sorumlu kişilerine  kripto paranın ne anlama geldiğini, dünya düzeninin buraya doğru gittiğini ve bir an önce yerli kripto para çalışmasının yapılması gerektiğini güzel bir dille ifade eder.

Hoş bulmadım, valla ben bu yeni yılı hiç hoş bulmadım.

Ümit ATİLLA

05.01.2018

Son Güncelleme ( Cuma, 05 Ocak 2018 22:41 )  

ekol elektrik mudanya

Yamaç Tepe Cafe  Mudanya Yıldız Tepe Mevkii

Bursa Hava durumu

BURSA HAVA DURUMU