Mudanya gen tr - Mudanya nın Yüksekten Uçan Martısı - Son dakika haberleri

Font Boyutu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Ana Sayfa Arşiv 2015 Yılı ve Sonrası Haber Arşivi AYRIM AYRICALIK VE FARKLILIK ÇEŞİTLİLİK

AYRIM AYRICALIK VE FARKLILIK ÇEŞİTLİLİK

E-posta

Suat OrunçAllah’ ın insanlığa, adalet ile davranmalarını ve adalet ilkesinde devamlılık göstermelerini buyurması, gerçek ilahi dinlerde en temel ilahiyat ilkelerinden biridir ve Allah ile insan arasındaki ilişkinin de temelidir.

  Ayrım ve ayrıcalık gözetme eşit şartlarda ve eşit hak kazanma durumunda fark gözetilmesidir. Farklılık ve çeşitlilik ise eşit olmayan şartlar durumunda fark gözetilmesidir. Ayrım-ayrıcalık veren açısından söz konusu olur. Farklılık-çeşitlilik ise alan açısından söz konusu olur.  Birisi doğa düzeninde (farklılık-çeşitlilik) kendini gösterir diğeri ise (ayrım-ayrıcalık) akıl sahibi varlıklar olan insanların kurduğu beşeri âlemdeki ilişkilerde kendini gösterir. Doğada ayrım ve ayrıcalığa rastlanamaz; doğada yaşanan farklılık ve çeşitliliktir.

Farklılık ve çeşitlilik canlıların kendilerinde olan bir özelliktir. Bu canlılar farklılık ve çeşitliliklerine göre doğadan yararlanırlar. Bir karınca karınca gibi, bir fil fil gibi doğadan yararlanır. İkisi arsındaki fark onların sahip olduğu öz varlıklarından kaynaklanır. O yüzden doğa düzeninde ayrımcılık-imtiyaz göremeyiz. Ayrımcılık ve imtiyaz yoksa haksızlıktan da söz edilemez. Doğa düzeni her varlığın hakkını aldığı bir düzendir.
  

Ayrım-ayrıcalık insanın kurduğu dünyada, insanın kendi cinsi olan insanla yaptığı davranışlarda ortaya çıkar. İlkel kabileler, medeni insanlara göre daha doğal yani tabiatla olan ilişkileri daha fazladır. İlkel kabilelere baktığımızda kabilede iş bölümü kabile üyelerinin farklılıklarına göre taksim edilir. Kimse ayrımcılığa tabi tutulamaz, çünkü ayrımcılık kabiledeki doğal düzene ters bir ilişki durumudur. İlkel kabileler kendileri arasında oluşturdukları hiyerarşik sınıflandırmayı doğayla olan ilişkileri sonucunda belirlerler. Kişiler arasında ayrım gözetilmez, sadece kişilerin farklılıklarına (daha çok fiziksel ve tecrübeye bağlı olarak) göre kabiledeki konumu belirlenir.
   

İnsan topluluklarının oluşturduğu modern toplumlarda ise doğayla olan ilişki en aza indirgenmiştir. İnsan ilmi sayesinde doğaya karşı güç elde ederek doğanın boyunduruğundan kurtulmuştur. Evler yaparak soğuktan ve sıcaktan korunmuş, ulaşım araçlarını geliştirerek fiziksel ulaşılabilirliklerinin sınırını ortadan kaldırmıştır. Bu gelişmeler insanların doğayla olan etkileşimini minimize etmiştir. Artık insanlar doğaya göre kendi hiyerarşik konumlarını belirlememektedirler. Yeni hiyerarşik yapılanma insanın kurduğu beşeri (suni) âlemde şekillenmektedir. 
 

Doğa düzeninde ayrım ve ayrıcalık olmaz; her canlı hakkını alır.  Suni alemde ise işler böyle yürümemektedir, çünkü burada hakkın paylaşımı insan eliyle olmaktadır. Ve insanların hırsları- beklentileri çok fazladır. Hırsları ve beklentileri karşısında zayıf olan İnsan hemcinslerine karşı ayrım ve ayrıcalık yapmaktadır. Ayrım ve ayrıcalık bir tarafı devleştirirken diğer tarafı cüceleştirmektedir. Birilerinin zenginliği, birilerinin yoksulluğu üzerinden yükselir. Batı,  insan haklarında kendi vatandaşına hak ettiğinin fazlasını verirken bunun yanında yüzyıllarca sömürü altında bıraktıkları Asya ve Afrika’nın insanlarına en temel hakları bile fazla görmüştür. Bir vatandaşı için yüzbinlerce insana zulüm yapmaktan çekinmemiştir. Bir vatandaşını milyonlarca insandan üstün görmüştür. Orta Doğu’da her gün binlerce masum insan ölürken Batı sadece ölenlerin sayısal verileriyle ilgilenmiştir. Filmlerinde hep verdikleri mesaj; kendi insanlarının ne kadar değerli olduğudur. Çünkü Batıda doğmak, o ülkenin vatandaşı olmak, onlar için temel kıstastır. Çağımızda Batı devletleri ayrım ve ayrıcalığın tohumlarını ekmektedir. Batı ülkeleri kendilerine refah ister, zenginlik ister, güç ister.  Dünyanın geri kalanının ise kendilerine muhtaç olmasını ister ki her türlü tahakkümü o ülkeler üzerinde kullanabilsin. Özgürlüğün beşiği Batı değildir! Köleliğin, sömürgeciliğin beşiğidir Batı! Batı kendi özgürlüğünü (ekonomik ve siyasi) dünyanın yarısından fazlasını sömürerek elde etmiştir. Batı milyonlarca insanın hakkını ayaklar altına alarak zengin olmuştur. Batı teoride hümanist, haksever bir kimlik oluşturur. Ama pratikte bu kimliğiyle hiçbir şekilde örtüşmemektedir.
 

Gelelim bize… Biz, anonim kültürü Hak üzerine kurulmuş bir tarihe sahibiz. Şimdi Hak paylaşımında, ayrım ve ayrıcalık yaparak Batı’ya mı benzeyeceğiz, yoksa kültürümüzün genlerinde bulunan Hakkı koruma şiarıyla hareket ederek kendi kimliğimizi mi yaşayacağız?  Biz sosyal adalet ve devletin imkânlarından yararlanmada maalesef pusulayı ayrım ve ayrıcalığa çevirmişiz. Devletin imkânları birilerine tazyikli akarken diğerlerine damla damla düşmektedir. Sosyal dengenin olmadığı toplumlarda, dengeli ahlakı beklemek hayal olur. Bazıları emek vermeden bir çok imkana sahip olurken bir kısım ise emeğinin karşılığını göremez. Hakkın paylaşımı farklılık ve çeşitliliğe göre olmalıdır. ‘’Tarlada izi olmayanın sofrada yüzü olmazmış.’’ atasözü; herkesin emeğine göre karşılığını almasını çok güzel ifade eder. Hak bir emanettir, sahibine verilmelidir.
  

Dilimizden düşürmediğimiz insanların sürekli erdemlerinden söz ederiz. Önemli olan şahsı tanımak değildir, onların taşıdığı şahsiyeti kendi hayatımızda uygulayabilmektir. Örnek verdiğimiz, dilimizden düşürmediğimiz o zatlar Adaleti hayatlarında somutlaştırmışlardı. Adalet onlar için bir ütopya, ulaşılması imkânsız bir ideal ya da felsefi bir tanım değildi. Yaşamları adaletti!
  

Biz pusulayı yanlış yöne çevirmişiz, eğer pusula yanlışı gösterirse gideceğimiz yol da varacağımız hedef de yanlış olur. Pusula kendi ekseninde (adalet) olmalı ki gideceğimiz yol da varacağımız hedef de doğru olsun. 

Suat ORUNÇ / Mudanya.gen.tr  

    

Son Güncelleme ( Pazar, 19 Mart 2017 23:50 )  

LIK YAPI

Mudanya Türk Telekom Kampanya

Yamaç Tepe Cafe  Mudanya Yıldız Tepe Mevkii

Bursa Hava durumu

BURSA HAVA DURUMU